![]() | Bugün | 63 |
![]() | Toplam | 70435 |
| Gençlik delilikten bir şubedir... |
|
|
|
|
Çılgınlık ile delilik arasındaki ince çizgi önemlidir. Devletlerin, toplumların, ailelerin kırmızıçizgileri olduğu gibi bireyin de kırmızıçizgileri vardır. İşte, ergenlik tam da bu kırmızı çizgilerin belirlendiği ve oluştuğu dönemdir. Tabii kırmızı çizgilerle beraber beyaz ve siyah çizgilerde kesinlik kazanmaya başlar. Ergenlikte ruhsal değişim adlı konuyu en iyi nasıl anlatabilirim diye düşündüm. Konu hakkında genel bir bilgi, ergenle ebeveyn diyalogları, ergenlerin bu dönem hakkındaki yorumları hakkında bir video(ekte var), bu dönem içerisindeki ergenlerin ruhsal durumlarını anlatan mektuplar ve günlüklerden oluşan bir doküman hazırladım. Ayrıca ilerde çalışmayı düşündüğüm alan “çocuk eğitimi ve ergenlik psikolojisi” olduğu için ödev içindeki yorumlar ve örnekler tamamen bana aittir. Ergenin özellikle bu dönemde sandığımızdan daha çok ilgiye, özene, yol göstericiye ve sevgiye ihtiyacı vardır. Ergeni yavru bir kuşa b enzetecek olursak, anne kuşun ilk uçuşunda yavru kuşunun yanında olduğu gibi, o da kendi başına uçacak bile olsa, hiç olmazsa ilk uçuşlarında yanında birilerini arayacaktır. Bu dönem de kendisinin en yakınında olup kendisine yardımcı olanı gönülden sevecektir. İlerleyen dönemlerde bu sevgi, bağlılık halini alır ve çoğu kere ömür boyu sürer. Bu dönemde ergen, hele hele sıcak ve mutlu bir aile ortamından mahrum büyüyen gençler, kendilerini bekleyen tehlikeleri göremezler. Onlarda mantıktan ziyade, his ve hayal hakimdir. Bir görüşte aşık olur, bir tatlı söze kanıverirler. Okudukları uydurma aşk romanlarına inanır, sevdiklerinin kendilerine zarar vereceğini hiç hesaba katmazlar. Vaatlerine aldanır, sadakat yemini ederler. Ergen, o kadar çıkmazda ve çelişkidedir ki bu dönemde bunu en iyi bir örnek vererek açıklayalım. Mesela; bazen kızdırdığı veya sık sık kırdığı annesinin kucağına sığınmaya, dizlerine yatıp, başını şefkatle okşatmaya şiddetle gereksinim duyar. Annesi okşamaya başladığında da “Ben bebek miyim? Niye okşuyorsun?” der. J Annesinin kırılacağını bile düşünmez. Gençleri ailesi ile çalışmaya iten, onları her şeye itiraz eden bir isyancı durumuna düşüren aile içi münasebetlerin zayıflığıdır. Örnek verecek olursak; büyük politikacıların, zengin iş adamlarının, hastası çok doktorların kısacası evine ayıracak zamanı olmayan bütün babaların çocukları ile arası açıktır. Babası saygı duyulan, partinin gözbebeği politikacıdır. Oğlu sırf onu küçük düşürmek için karşı partinin safına geçer. Babası zengin fabrikatördür, oğlu onun milyarlarına zarar vermek için kumarbaz olur. Bir gecede milyonlar kaybeder, önüne gelene borçlanır. Okuduğum bir kitaptaki on yaşında bir çocuğun, doktor babası hakkında arkadaşına söylediği bir söz kitabı okurken içimi burktu. Çocuk babası hakkında ” Babamın vizite parası veren her yabancıya ayıracak bol zamanı var, fakat bana yok! ” Çocuğun söyledikleri gerçekten doğruydu. Kendi ergenliğimizi hatırlayalım, ergene karşı ona göre davranalım derim. Bununla ilgili de büyük üstat Nasrettin Hoca’nın bir fıkrasına takıldım kaldım. Hoca me rhum hayatta olsaydı acaba benim soruma cevap verebilir miydi diye hala düşünürüm. Bir gün Nasrettin Hoca, damdan düştüğünde kendisine yapılan hekim getirme önerisini reddetmiş ve: — Bana damdan düşen birisini getirin. Damdan düşenin halini damdan düşen bilir. Hayatta olsaydı sevgili, hocamıza şu soruyu sorardım: — Madem öyle hocam, tüm büyükler kendileri de ergenlik yaşadıkları halde neden ergenleri anlamıyorlar ve hep sorunlar yaşanıyor? Ben çok düşündüm, ” Acaba o zekâ abidesi, hazır cevap hocamız bana hangi cevabı yapıştırır? ” diye ama hala ne diyeceği konusunda karara varamadım. Yeni yetmeler, yetişkinlerin kusurlarını görmeye başlarlar. Kusurlarının birkaç yıl içinde yok olmayacağını bildiklerinden kusursuz yetişkinlerin dünyasında barınamayacaklarını düşünürler. Bu nedenle ebeveynlerinin kusurlarını görmek onlar için çok önemlidir. Ana- babalarının kusurlarını gördükleri gibi onlardan, özellikle dışarıda utanç da duyarlar. Ergenin kurallarına göre genç, ana baba yla değil evden uzaktaki dünyanın içinde olmalıdır. Bunun için ana babayla dış dünya özellikle de arkadaşları hiçbir zaman birbirleriyle bir araya gelemezler. ERGENLİK ÇAĞINDAKİ KIZLAR Kızlar, erkekler gibi bu dönemde psikolojik sorunlarını içlerine atmazlar, hemen dışa vururlar. Her şeyle kavga ederek evdeki sorunlarını başarılı bir biçimde çözerler. Kızlar, duygularını anlatmada çok rahattırlar. Sözlü iletişim kurmada çok başarılıdırlar. Sürekli kavga eden bir kız çocuğu ana babalar için ortadan kaybolan bir erkek çocuğundan daha çok gerginlik kaynağı olur. Kız çocukların yeni yetmelik dönemleri evde çok daha gürültülü geçse de ana babalarından daha çok destek alırlar. Anne babalarını çok fazla önemsemezler. Bunu bir diyalogla gösterelim: - Anne! Beni alışveriş merkezine götürebilir misin? ERGENLİK ÇAĞINDA ERKEKLER - James! Bulaşık makinesini boşaltır mısın? - Neden? Niye öyle davranıyorsun? Benden nefret ediyorsun değil mi? Sen beni sevmiyorsun. Evde çoğunlukla ikincisini yeğlerler . Kızgınlıklarını bazen duvarları yumruklayarak, bazen evden çıkarken kapıları çarparak gösterirler. Bir diğer belirtisi de çok uyuşukturlar. Uyku hastalığına yakalandığını sanırız. Hiçbir şey yapmazlar, çok yavaştırlar. Ergen bir kızın mektubu…
|